| |
Ekolojik hayvancılık
AVRUPA ülkelerinde toplam tarım alanlarının yüzde 2-3’ünde ekolojik tarım yapılmakla birlikte, bu oran her geçen yıl önemli artışlar göstermektedir. Yıllık yüzde 10-40 büyüme hızı ile gelecek 10 yıl içinde dünya ekolojik ürün ticaret hacminin 11 milyar dolardan 100 milyar dolara yükseleceği tahmin edilmektedir. Türkiye’de 1984 yılında Avrupa ülkelerinin talebi ile geleneksel ihraç ürünlerinden kuru incir ve kuru üzümle Ege bölgesinden başlayan ekolojik tarım çalışmaları çok hızlı bir büyüme ile diğer bölgelere de yayılarak günümüzde yüz ürünü aşmıştır.
Ancak bal hariç bu ürünlerin tamamını bitkisel ürünler oluşturmaktadır.
Gelişmiş ülkeler bazı bulaşıcı hayvan hastalıklarını (şap, kuduz vb) gerekçe göstererek ülkemizden canlı hayvan ya da hayvansal ürün ithal etmedikleri için, ihracata dayalı gelişme gösteren ekolojik tarımın hayvancılık dalında yeterli gelişme sağlanamamıştır.
Son yıllarda ülkemizde özellikle büyük kentlerde ekolojik ürünlere karşı iç pazarda bir ilgi ve talep oluşması, ekolojik hayvansal ürünlerin üretimi konusundaki gelişmelere katkı sağlamaktadır.
Ekolojik tarım konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın olumlu yaklaşımı, üniversitelerimiz ve araştırma enstitülerimizde bu konuda araştırma çalışmalarının başlaması, özel sektör tarafından Kelkit’te yüksek okul düzeyinde ekolojik tarım eğitiminin ele alınması ve ekolojik süt üretimi konusunda büyük bir projenin uygulamaya konulması ülkemizde ekolojik hayvancılığın gelişimi açısından önemli gelişmelerdir.
Yoğun yetiştiricilik yöntemleri hayvanlarda bir çok sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Hayvanların sıkışık olarak barındırılması, yeterli hareket alanının olmaması, ağır metal ve tarımsal ilaç kalıntıları stres hormonlarının üretimini artmakta, bu da hayvanlarda bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır. Hayvan beslemede hormon, antibiyotik vb yem katkı maddeleri kullanımı hayvansal ürünlerde kalıntı bırakmakta ve bu ürünleri tüketen insanlarda önemli sağlık sorunlarına neden olmaktadır.
Uygulanmakta olan hayvan yetiştirme sistemleri ile hayvanların yeni sağlık sorunları arasındaki ilişkiye deli dana hastalığı (BSE) önemli bir örnektir. Ülkemizde yapılan araştırma sonuçlarına göre; yoğun tarım yapılan bölgelerde inek sütünde tolerans sınırının 6-13 katı kalıntı saptanmış, hatta bazı bölgelerde kalıntı içeren gıdalarla sağlıksız beslenme nedeniyle anne sütü örneklerinde inek sütüne oranla daha yüksek düzeyde tarım ilacı kalıntısına (aldrin, dieldrin ve total DDT kalıntısı) rastlanmıştır. Yoğun hayvancılık işletmelerinde solunum yolu hastalıkları daha fazla görülmektedir. Antibiyotik içeren sütler insan sağlığı açısından sakıncalı olup, böyle sütlerin işlenmesinde de önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Yumurta tavuklarının tavuk yan ürünleri ile beslenmeleri yumurtalarda salmonellaya neden olmaktadır. Yoğun üretim şekli hayvan refahı açısından da bir çok olumsuzluklar içermektedir.
Yetiştiricilikte hayvanların toprakla ilişkisinin kesilmesi onların doğasına karşı olup, hayvan yemlerinin güvenilebilir kaynaklardan karşılanmasında sorun yaşanmakta ve yoğun hayvancılık yapılan işletmelerde hayvan gübresi çevre kirliliği açısından önemli bir risk oluşturmaktadır.
Ekolojik tarım bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte içeren karma bir sistemdir. Çünkü işletmeye organik gübre sağlamak, bitkisel üretime yem bitkileri münavebesi getirmek toprağı zenginleştirmektedir.
Ekolojik üretim, tarımda daha çok bitkisel üretim dallarında ortaya çıkmış, giderek yaygınlaşmaya başlamıştır.
Ancak, et, süt ve yumurta gibi hayvansal ürünlerin bebek ve çocukların zihinsel ve fiziksel gelişiminde büyük öneme sahip olması, gelişmiş ülkelerde tüketicilerin bitkisel ürünlerde olduğu gibi besin güvenirliliği yüksek hayvansal ürünleri tercih etmeye yönelmeleri, çevre bilinci ve hayvan haklarına duyarlılığın artması nedeniyle hayvancılıkta da ekolojik tarım süreci başlamıştır. Gelişmiş ülkelerde ekolojik hayvancılığa yönelme nedenleri şöyle sıralanabilir:
1. Tüketicilerin daha kaliteli ve sağlıklı ürün talebinin karşılanması
2. Çevre dostu üretim tekniklerinin kullanılması
3. Sürdürülebilir hayvancılığın geliştirilmesi
4. Hayvan hastalıklarıyla mücadele, sürü sağlığının korunması
5. Hayvan refahının artırılması
6. Yetiştiricinin gelir düzeyinin yükseltilmesi
Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde ekolojik ürünlerin tercih nedenlerini belirlemek amacıyla yapılan bir anket çalışmasında sağlığın ilk sırada yer aldığı görülmüş, onu çevre, lezzet ve hayvan hakları izlemiştir. Avrupa ve Amerika’da belirli bir yaşa kadar çocuk gıdalarının ekolojik olma zorunluluğu getirilmiştir. Avrupa’da ekolojik hayvansal ürünler pazarında son 5 yılda büyük gelişmeler sağlanmasına karşın, ekolojik gıdaların pazar payı hala oldukça düşük (yüzde 0-4) olup, ülkelere göre değişiklik göstermektedir. En yüksek pazar payı yüzde 3-4 ile Avusturya, İsviçre ve Danimarka’da görülmektedir. Pazar payı bir çok Avrupa ülkesinde yüzde 1’in altındadır. Ancak ekolojik ürünler yoğun olarak gündemdedir ve tüketicilerin büyük bir bölümü ekolojik ürünlere ilgi duymaktadır. Pazar payı üründen ürüne çok değişiklik göstermektedir. Bazı ülkelerde ekolojik sütün pazar payı yüzde 30’un üzerine çıkarken, geviş getiren hayvanların ruminant (geviş getiren) etleri ve süt ürünleri (örneğin peynir) tüketimi sütten daha düşüktür. En düşük tüketim ise domuz ve tavuk etinde görülmektedir. Yetersiz ürün çeşidi, ürün kalitesindeki düşüklükler, ekolojik standartlar ve etiketleme sistemindeki karmaşa ve güvensizlik, yüksek ürün fiyatları ekolojik ürünlerin tüketimini olumsuz etkileyen ana faktörlerdir
Ekolojik hayvancılıkta üretim çalışmaları bitkisel üretimde olduğu gibi bağımız bir kontrol/sertifika kuruluşu tarafından denetlenmekte ve ürün sertifikalandırılmaktadır. Bir işletmede ekolojik hayvan yetiştiriciliğine başlamak için bir geçiş dönemi gereklidir. Ekolojik hayvancılık işletmelerinde hayvan sayısı işletmenin arazi varlığı ile orantılı olmalı, elde edilen hayvan gübresi bitkisel üretim çalışmalarında organik gübre olarak değerlendirilmeli ve işletmenin organik gübre stoklama kapasitesi 170 kg N/ha/yıl’ı (nitrojen/hektar/yıl) aşmamalıdır. Hayvan gübrelerinin organik gübre olarak kullanılması toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini geliştirmektedir.
Ekolojik hayvancılıkta, tür ve ırk seçiminde yerel koşullar dikkate alınmalı, doğal olarak hastalığa dayanıklı tür ve ırklar seçilmeli, damızlıklar ekolojik hayvancılık yapılan işletmelerden sağlanmalıdır. Ekolojik hayvancılıkta gen teknoloji yöntemleri ile hayvan ıslahına izin verilmez ve genetik yapısı değiştirilmiş hayvanlar ekolojik tarımda kullanılamazlar. Hayvanlarda kuyruk kesme, gaga kesme, kanatları yolma gibi işlemler uygulanamaz. Nakiller stressiz ve kısa zamanda gerçekleştirilecek şekilde yapılmalı, nakiller sırasında sakinleştirici ilaçlar kullanılmamalıdır.
Barınaklar, yeterli temiz hava ve gün ışığı almalı, her tür ve ırka hareket serbestliği vermelidir. Tavuklar ızgara ve kafes üzerinde yetiştirilmemeli, diğer hayvanlarda olduğu gibi hava koşulları uygun olduğunda dışarı açık alana çıkabilmelidir. Su kanatlılarının akarsu, havuz ya da göle girmelerine izin verilmelidir.
Hayvan beslemede ekolojik olarak üretilmiş yemler kullanılmalı, bitkisel yemler tercihen işletmede üretilmelidir. Ekolojik hayvancılıkta genetik yapısı değiştirilmiş (GMO) yemler ve kimyasal işlem görmüş yemler kullanılamaz. Otobur hayvanların beslenme paylarına, hayvansal yağ ve hayvansal yan ürünler katılamaz. Hayvanlarda büyümeyi hızlandırmak, yemden yararlanmayı arttırmak amacıyla hormon ve antibiyotik benzeri maddelerin kullanımı yasaktır. Kanatlılarda yumurtayı ve yumurta sarısını arttırıcı ya da kaliteyi düzenleyici sentetik maddeler ile doğal olmayan yöntemler kullanılamaz.
Doğal olarak hastalığa dayanıklı tür ve ırklar seçilmeli, koruyucu hekimlik ve tedavide doğal ilaçlar tercih edilmelidir. Patojenlerin hayvanlara geçiş riskini en aza indirmek veya önlemek için en uygun aşılar kullanılmalıdır. Hasta hayvanlara ilaçlı tedavi uygulanması gerektiğinde bu mutlaka bir veteriner hekim denetiminde yapılmalı ve ilaç kullanılması gerekirse toksikoloji listesi dikkate alınmalıdır. İlaçlı tedavi uygulanan hayvanların ürünleri belirli bir süre ekolojik ürün olarak değerlendirilemezler.
Kesimler geleneksel beslenen hayvanların kesildiği yerden ayrı yapılmalı ve ayrı kesimhaneler kullanılmalıdır. Kesim sırasında stres yaratmayacak şekilde uygun kesim yöntemi uygulanmalıdır.
Kesim sonrası ürünlerin korunması amacıyla sentetik katkılar kullanılamaz
Türkiye ekolojik hayvancılık açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Henüz kirlenmemiş bir çok bölgede hayvancılık daha çok ekstansif (yoğun) olarak yapılmakta ve çok düşük düzeyde girdi kullanılmaktadır. Yetiştiricilik genellikle olumsuz çevre koşullarına dayanıklı yerli ırklarla yürütüldüğü için hayvan başına verim ve yetiştiricinin gelir düzeyi düşüktür.
Ülkemizdeki hızlı nüfus artışı, iç tüketim için daha fazla üretim yapılmasını zorlamakta, gelir düzeyinin düşüklüğü nedeniyle daha ucuz gıdaların üretilmesi gerektiği için hayvansal üretimde modern teknolojilerin kullanımı zorunlu hale gelmektedir. Bu nedenle, iç tüketimde ekolojik hayvansal ürünlerin bu gün yeteri kadar çekici olmadığı söylenebilir.
Günümüzde ekolojik hayvancılık daha çok büyük kent merkezleri ve ihracat açısından bir potansiyel oluşturmaktadır.
Bununla birlikte, ülkemizde ekolojik tarım ve hayvancılığın yaygınlaştırılması; doğanın ve eko sistemin korunmasına, küçük çiftçilerin gelir düzeyinin artırılmasına, köyden kente göçün önlenmesine, başta bebekler ve çocuklar olmak üzere insanlar için daha sağlıklı besinler üretilmesine ve daha sağlıklı beslenmelerine olanak sağlayacaktır.Mevcut potansiyelin iyi değerlendirilmesi halinde hayvansal üretimde ki dezavantajlarımızı ekolojik hayvancılıkta avantaja dönüştürme şansımız vardır.Bunun için ülkemizde ekolojik hayvancılık için uygun bölgeler belirlenmeli ve bu bölgelerde yetiştiricilik teşvik edilmelidir. Ancak yetiştiricilikte başarı sağlanabilmesi için yeterli bir eğitim, iyi bir denetim ve üretimden pazarlamaya kadar çok iyi bir organizasyonun oluşturulması gereklidir.
Kaynak:
Etiketler:
hayvancılık, arıcılık, büyükbaş, hayvancılık, küçükbaş, hayvancılık, arı, inek, öküz, tavuk, çiftçilik
Toplam Ziyaretçi
Sayısı : 31
|